Sadece kendine benzeyen bir markanın öyküsü.

Kulağa güzel bir kadın ismi gibi gelse de, Garize Türk modasının yükselen yıldızlarından. Kadınsılığın altını çizen bir marka olan Garize'nin marka direktörü ve kurucusu Birgül Ergün; 'Ona aşığım' dediği Garize'yi ve markanın 'kalpten gelen' tasarımlarını anlattı.

Erzurum nesiyle meşhurdur? Oltu taşı, kadayıf dolması, cağ kebabı ve Palandöken Dağları'ndaki nefis kayak pistleriyle değil mi? iki güne sıkıştırılmış ama şirin bir Erzurum gezisinde gördük ki, şimdi bunlara bir de Garize'nin Erzurum'da açtığı yeni mağazası eklendi.

Esin Moralıoğlu, Tatiana ve Yüksel Ak gibi mankenlerin katıldığı bir defileyle açılan 'Erzurum Garize Mağazası' bu şehrin sıcakkanlı insanlarının yoğun ilgisine mazhar oldu. Oltu taşı, kadayıf dolması ve cağ kebabıyla da yakın ve sıcak temaslarımız oldu ama bizim asıl kazancımız gencecik, ufak tefek, sıcakkanlı ve sarışm bir kadınla tanışmaktı. Bu kadın Garize'nin arkasındaki isim olan Birgül Ergün.

18 yıl önce (başka bir isimle) bir aile şirketi olarak Çağlayan'da kurulan Garize'nin adını New York, Paris, Londra ve Las Vegas'taki fuarlarda duyuracak kadar hırslı ve başarılı Birgül Ergün.

İTALYANCA DEĞİL OSMANLICA

Ailesinin tek kızı olan Birgül Ergün yıllardır işin başında, hatta şirketi de o kurdu. Daha önce dünyaca ünlü başka markalara üretim yapan firma, dört yıl önce kurumsal bir kimlik geliştirmeye ve markalaşmaya karar verdi ve şirketin adını Garize olarak değiştirdi. Dört kişilik profesyonel olarak bir tasarım ekibi de kuran Ergün, markasının 'özgün ama Türkiyeli' bir kimlik taşımasına karar verdi. Yola çıkarken haritası elindeydi ve amacı 'Başkalarının üzerinde gördüğünü giymek istemeyen farklı kadınlar' için kalpten gelen tasarımlarla üretim yapmak.

Herkesin İtalyanca bir isim sandığı Garize aslında Osmanlıca bir sözcük ve 'kalpten gelen, içgüdü' demek. Markasına 'Garize' ismini koyan Birgül Ergün yakın zamana kadar erkek kardeşleriyle çalışırken, bir yıl önce İlbak Ailesi'yle ortak oldu.

Bu ailenin Garize'yle buluşmasının da ilginç bir hikayesi var. Ürünleri İtalya da dergi reklamlarında gören Üzeyir İlbak, bir mail atarak Birgül Ergün'ü tebrik etmiş ve bunu ortak olmaları izlemiş.

Birgül Ergün, bütün bu süreç içinde en büyük desteği ünlü tasarımcı ve fotoğrafçı Cüneyt Akeroğlu'ndan aldığını söylüyor. Akeroğlu'nun moda çekimlerinden marka imajına, fotoğraflardan tasarım danışmanlığına kadar her aşamasında Garize'de emeği var.

Ergün'e göre, Garize'yi iç piyasaya yönelik çalışmak için motive eden, en önemli unsur, tasarımların yurtdışında gördüğü büyük ilgi. Ergün 'Garize kadını'nı da şöyle tarif ediyor: "Biz Garize olarak yapılmayanı yaptık, yani çok özel ve nev-i şahsına münhasır bir koleksiyon hazırladık. Bu çizgiler sayesinde iç piyasa tarafından da benimsendik. Türkiye'nin her yerinden belli bir hayat görüşü ve statüsü olan, kendine yeten ve ne istediğini çok iyi bilen kadınlar bizi anladı. Az ama öz alışveriş yapan bu kadınlar, şıklıkları ve kaliteleri sayesinde bulundukları her ortamda dikkat çeker."

Gerize neredeyse haute-couture mantığıyla sınırlı sayıda üretim yapıyor ve her şehirde sadece bir seri mal satıyor. Bir seride de sadece beş adet ürün bulunuyor. Garize ürünleri İstanbul'un yanı sıra Bursa, Mersin, Antalya, Denizli, Gaziantep, Alanya, Erzurum gibi Türkiye'nin 28 noktasında satılıyor. Birgül Ergün, Garize'nin bu şehirlerde yaşayan önemli aileler tarafından özellikle tercih edildiğini söylüyor.


GARİZE'NİN PEMBESİ MEŞHUR

Tasarımlarında doğal ürünlerinden yüzde yüz elyaftan, yünlülerde, ipeklerden vazgeçmeyen Garize, kumaşlarını kaliteli yerli üreticilerden sağlıyor. Bu üreticiler zaman zaman Garize için özel üretimler yapıyor ve şablonlar oluşturuyor. Ayrıca çok özel bir kalıp sistemi de kullanılıyor, bu nedenle tadilat talebinde bulunan müşteri sayısı çok az. Renklere gelince, Garize'nin pembesi kumaşçılarda bile meşhur. Garize, pembeden bordoya uzanan renk gamının yanı sıra yeşil gibi doğal renkleri seviyor.

Kadınları aksesuardan da mahrum etmek istemeyen Garize, çanta üretimine başladı. Bunu çok yakında iç çamaşırı, parfüm, kozmetik, eşarp, takı gibi ürünler takip edecek. Ancak Garize her ne kadar hızla ilerlese de, erkek ve çocuk koleksiyonlarına girmeden tamamen kadına ait bir marka olmak konusunda kararlı.

Birgül Ergün marka olarak ilk hedeflerini Nişantaşı'ndaki Abdi İpekçi Caddesi'nde bir mağaza açmak olduğunu belirtiyor. "İşte o zaman tavnmız çok daha fazla netleşecek. Şimdilik Erenköy, Fatih, Bakırköy'de bulunuyoruz. Yakın zamanda Bağdat Caddesi'nde bir mağaza açmayı planlıyoruz. Koleksiyonlarımızı sadece anlayan insanlar giysin istiyoruz ve çok şükür ki, anlayabilecek ve yorumlayabilecek insanlarla çok kısa zamanda buluştuk. İnsanlar bu koleksiyonu kullandıktan sonra çocukları için de saklasınlar. Trendlere bağlı kalan ama kolay tüketilmeyen giysiler yapıyoruz. Bizim koleksiyonlarımız şarap gibi, kullanıldıkça değerlenecek."

Birgül Ergün, Türk kadınlarının doğal kumaşları çok sevdiğini ve Garize'nin de onlar için özel tekniklerle detaylar yarattığını söylüyor. Bu tekniklerin çoğu Garize adına patentli. Örneğin vaktiyle aristokratlar için yapılan, henüz Türkiye'de olmayan ve okullarda öğretilen bir teknikle elbiselere nakışlar işleniyor. Her ürün, tek tek çeyiz gibi işlenerek bohçalara sarılıyor. Kumaşların üzerindeki boyalamalar sanatçılar tarafından tek tek elde yapılıyor. O kadar özen gösteriliyor ki, bazen bir ürün bir-bir buçuk günde üretiliyor.

"Türk kadını kaliteli olanı çok çabuk ayırt ediyor ve yüksek beğeni sahibi. Ayrıca birbirleriyle kombine edilebilecek parçaları seçme konusunda da usta" diyen Birgül Ergün tarafından en çok beğenilen ürünler, genellikle tüketicilerin de ilk tercihi oluyor.

SANAT İÇİN ARTİSTİK GİYSİLER

İşin artistik tarafını ticari tarafından çok önde tutmanın faydalarını fazlasıyla gördüklerini söyleyen Birgül Ergün; "Zaten ne yaparsak fevkalede satıyoruz" diyor. Teladan, kadifeye, kristalden dantele bütün ürünlerin en iyisini kullandıklarını belirterek: "Sanat için sanat anlayışını hazır giyime dönüştürüyoruz. Müşterilerle Garize arasında bir hayranlık ve hatta neredeyse aşk ve tutku ilişkisi yaşanıyor. Bir kere Garize giyene Garize'den başka bir şey giydiremeyorsunuz. Zaten Garize kadınları ihtiyaçtan giyinmek için giyinmez, keyif için giyinir" diyor.

Garize kadınının beklentileri arttığı için onlar da her sezon mutlaka çıtalarını yükseltiyorlar. Geceleri bile Birgül Ergün'ü arayıp tebrik eden müşteriler de bunun en büyük kanıtı.

Dünya markası olmaya doğru gittiklerini vurgulayan Ergün, Alberta Ferreti ve Etro'nun moda kurbanı olmak yerine modanın üzerindeki tavırların beğeniyor. Garize'nin de bu yolda ilerlediğini büyük bir mutlulukla söylüyor.